Marka ve Pazarlama Pazarlama İletişimi Teknoloji

EXXEN Ölü Doğmuş Bir Yatırım Olabilir mi?

EXXEN Ölü Doğmuş Bir Yatırım Olabilir mi?

Acun Ilıcalı’nın yeni platformu EXXEN yayın hayatına başladı. Kimileri NetFlix’in yada Amazon Prime’nin rakibi olarak görüyor olsa da genel kanı şimdilik bu iki platformun çok gerisinde kaldığı yönünde. Peki EXXEN ölü doğmuş bir yatırım olabilir mi? İşte bu yazıda biraz bundan bahsetmek istiyorum sizlere.

Acun Ilıcalı çok uzun süredir kendi kanalında ve projelerinde EXXEN’den bahsediyordu. Şüphesiz ki bu izleyicide büyük bir beklenti oluşturdu. Hali hazırda çok fazla izleyiciye sahip olan youtube kanallarını ve popüler kültürün önemli isimlerini de bu projenin içine dahil etmesi beklentiyi daha artıran bir unsurdu. 2020’nin son gününde de bu beklentiler içinde proje yayın hayatına başladı.

EXXEN isminin isim babasının reklamcılığın önde gelen isimlerinden Ali Taran olduğunu öğrendim. Gerek yaptığı işlerle gerekse magazin haberleriyle bir çoğumuz Ali Taran’ın kim olduğunu biliyor. Platformun ismi Türkçedeki eksen kelimesinden türetilmiş. Logosu da yine Ali Taran tarafından tasarlanmış fakat logo için ücretsiz olarak dağıtılan TR Impact fontunun kullanılmış olması açıkçası bende biraz hayal kırıklığına sebep oldu. Böyle bir proje için özel bir font tasarlanabilirdi diye düşünüyorum.

Tabii EXXEN ile ilgili hayal kırıklığım bununla sınırlı değil. Her ne kadar Acun Ilıcalı ülkemizin televizyon sektöründe önemli bir figür, yapmış olduğu projelerle sektörde öncü bir isim olsa da bu projesinin şu anki koşullar içinde çok fazla hayatta kalabilme ihtimalinin olduğunu açıkçası düşünmüyorum.

Peki neden?

Gelin hep birlikte EXXEN neden tutmaz üzerine biraz kafa patlatalım.

EXXEN, izleyiciye ne vaat ediyor?

Öncelikle platform oluşturulurken oldukça garantici davranılmış. Baktığımızda Acun Ilıcalı’nın hali hazırda Konuşanlar, Özcan Show, TolgShow gibi Youtube’de izlenen yapımları platforma dahil ederek ayakta kalmaya çalıştığını görüyoruz. Bu yapımların yanı sıra Enis Arıkan’ın, Zeynep Bastık’ın, Orkun Işıtmak’ın hazırlamış olduğu yeni showlar bulunuyor. Dolayısıyla aslında izleyiciye şimdilik yeni bir şey vaat etmiyor.

Gerek Youtuberların izlenirliğini gerekse popüler kültürün öğelerini kullanarak onlardan bir platform oluşturulmaya çalışılmış görüntüsü veriyor. Daha doğru bir ifade ile şu anki haliyle ücretli bir Youtube alternatifi gibi bir izlenim doğuruyor. Dolayısıyla EXXEN’i Netflix ile Amazon Prime ile veya BluTv ile karşılaştırmak büyük hata olur.

EXXEN’in en büyük rakibi NetFlix değil kaçak yayınlar

Ülkemiz, kaçak yayınlar için büyük bir cennet. Bu tarz yayınlara hiç itibar etmem diyen kişiler bile ucundan kıyısından bir şekilde bu yayınlara maruz kalıyor ya da izliyor. Şüphesiz ki bunun birden fazla sebebi bulunuyor. Bu sebeplerin başında da öncelikli olarak ekonomik nedenler geliyor.

Gelişen dijital dünyada kullanıcıların bulunduğu her platformda reklam bombardımanına maruz kalması, reklamsız izleme seçeneğinin bir iş kolu haline gelmesine neden oldu. Kullanıcılar bugün sevdiği dizileri, filmleri ya da müzikleri reklamsız izleyebilmek veya dinleyebilmek için para ödüyorlar. Dolayısıyla birden fazla platformda ücretli üyelik almak zorunda kalıyorlar.

Bu durumun şöyle bir yansıması oluyor. Eğer platform total anlamda kaliteli içerik sunmuyorsa tek bir içerik için kullanıcı o platforma ücret ödemek istemiyor. Fakat sevdiği diziyi ya da filmi de izlemek istiyor. Bu durumda karşısına ücretsiz olarak yararlanabileceği kaçak yayınlar, iptv veya torrent uygulamaları çıkıyor.

Bu anlamda bu tarz platformların sürdürülebilir olabilmesi ve insanların size ürettiğiniz içerikler için ödeme yapması için düzenli olarak kaliteli içerikler üretmeniz gerekiyor. Bugün NetFlix’e baktığımızda ülkemizde 1.7 m abonesi bulunuyor.

Peki geriye kalan kullanıcılar NetFlix dizilerini nereden izliyor?

Kaçak yayın cenneti olan bu ülke Netflix’e para vermiyorken EXXEN’e bu yayınlar için her ay düzenli olarak ödeme yapması açıkçası bana çok olası gelmiyor.

İçerik kraldır lakin kralı büyük veri belirler

Ülkemizde yıl içinde çıkan kaliteli yayın sayısı oldukça sınırlı. Fakir bir ülkeyiz bu konuda. Her yeni sezonda ancak 2-3 yayın çıkıyor genel izleyici kitlesinin beğenisi kazanan. Gerisi ya sezon sonunu bekliyor ya da sezon sonunu beklemeden yayından kaldırılıyor.

Yeni başlayan bir dizinin ikinci sezona devam etme ihtimali yüzde 35. Yani her üç yayından ancak biri, bir sonraki sezonu görebiliyor. Tabii bu dünya genelinde geçerli olan bir istatistik. Ülkemizde ise bu istatistik %10 seviyelerinde. Yani her 10 yayından ancak bir tanesi ikinci sezonu görebiliyor. Bu istatistik yapılan yayınların kalitesini ortaya koymaya yetiyor.

İşte bu nedenden dolayıdır ki televizyon izlenme oranları her geçen gün düşüyor, NetFlix gibi Amazon Prime gibi platformların izleyici sayısı günden güne artıyor.

Dolayısıyla bu ülke sınırları içinde EXXEN’i besleyecek düzeyde sürekli olarak “kaliteli” içerik üretebileceklerini açıkçası düşünmüyorum. EXXEN’in şimdilik sadece Türkiye’ye özel çıkmış olmasını da bu anlamda büyük bir handikap olarak görüyorum. İşin içine farklı ülkelerden yapımlar dahil edilmiş olsaydı en azından bu handikap aşılabilir ve platformun total kalitesi artırılabilirdi.

Yazılımsal ve tasarımsal anlamda yenilik sunmuyor

Diğer taraftan EXXEN’in yazılımsal ve tasarımsal anlamda büyük eksikleri bulunuyor. Tasarım olarak NetFlix klonuymuş hissiyatı uyandırdığını rahatlıkla söyleyebilirim. Gerek üyelik aşamasında gerek ödeme ekranında kullanıcı deneyimi oldukça düşük tutulmuş.

Hazır laf bu noktaya gelmişken NetFlix’e bir parantez açmak istiyorum. Amerika’da Netflix ile ilgili genel kanı, Netflix’in sinema ve dizi sektöründe tekelleşmeye sebep olduğu ve sürekli içerik üretmek zorunda kaldığı için Amerikan film endüstrisinin kalitesinin hızla düşmesine sebebiyet verdiği yönünde. Aslında burada söylenmek istenen şey NetFlix yayınlarının genel Amerika televizyon sektörünün çok gerisinde olduğu ve bu durumun Amerika dizi ve film endüstrisine zarar verdiği.

Ortaya konulan bu argümanın haklılık payı bulunmuyor değil. Netflix çok seri içerik üreten bir şirket. Hayat kalmasının temeli de buna bağlı. Dolayısıyla bu denli hızlı içerik üretmek, üretilen içeriğinde kalitesinin düşmesine sebebiyet verebiliyor. Tabii üretilen içeriklere haksızlık etmek de istemiyorum. Amerikan standartları için düşük olsa da dünyanın geri kalanının standartlarının ötesinde işlere imza atıyorlar.

Peki NetFlix’in gücü ürettiği bu içeriklerden mi geliyor? Tabii ki hayır.

Barındırdığı içeriklerden ziyade oluşturduğu altyapıdan geliyor. 2000’li yılların başından itibaren dijital dönüşüme başlayan NetFlix, bugün büyük veri kavramını günümüzde en verimli kullanan şirketlerin başında geliyor. Öyle ki yeni başlayan bir dizinin ikinci sezona devam etme ihtimali yüzde 35 iken, NetFlix büyük veri sayesinde bu ihtimali kendi platformunda %60’ın üzerine çıkartabiliyor.

EXXEN’e dönecek olursak, Acun ve ekibi NetFlix’in başarısını barındırdığı içeriklerden kaynaklandığını düşünüyor olmalı ki platformun yazılımsal ve tasarımsal süreçlerine pek önem vermemişler. Öyle ki EXXEN’i televizyondan izleyebilmek için bir uygulama dahi geliştirmemişler.

Müşteri hizmetlerine EXXEN’i televizyondan nasıl izleyebiliriz diye sorduğunuzda HDMI kablosuyla bağlayın diye cevap alıyorsunuz. 2021 yılında bu durum, izleyicinin çok hoşuna gidebilecek bir cevap değil düşünüyorum.

Diğer taraftan yazılımsal olarak Türkçe karakter problemlerinin oluşması, kaynak kodunda bu büyüklükteki bir projeye yakışmayacak kodlama süreçleri ve SEO tarafında henüz bir adım atılmamış olması da cabası.

EXXEN aceleye gelmiş olabilir mi?

Peki EXXEN aceleye gelmiş olabilir mi? Acun Ilıcalı, hayata geçireceği projelerin tanıtımlarını hali hazırda yayında olan programlarında sürekli olarak yaptığını görüyoruz. Başarılı projelerinde görece olarak başarısız olan projelerini tanıtarak onları da oyuna dahil etmeye çalışıyor. Bir nevi çapraz tanıtımlar yapıyor. EXXEN’in bu kadar eksiklerle doğmuş olmasının temelinde ise bu neden yatıyor olabilir.

Yılbaşı gecesi en çok izlenen program her sene olduğu gibi bu senede şüphesiz O Ses Türkiye oldu. Acun’un üstlendiği önemli projelerden bir tanesi. Türkiye hatta dünya standartlarında muazzam bir iş. Senelerdir televizyonda en çok izlenen programlar arasında. Yılbaşı gecesinde de özellikle eve kapandığımız bu dönemde çok büyük izleyici kitlesi tarafından izlendi. Muhtemelen Acun Ilıcalı da bunu tahmin ediyordu. Dolayısıyla o gecenin izlenirliğinden yararlanarak platformun reklamını yapmayı düşünmüş, reklamını yapabilmesi için de platformun o gece yayında olmasını planlamış olabilir.

Tabii reklamcılıkta güzel bir söz vardır, iyi reklam kötü ürünün sonunu getirir diye. Reklamınız ne kadar iyi olursa olsun ürününüz eğer kötü ise sonunun gelmesini hızlandırırsınız.

Bu anlamda yılbaşı gecesi EXXEN için belki de sonun başlangıcı olmuş olabilir.

Motivasyon kavramını biz çoğu zaman faydalı bir duygu durumu olarak ele alıyoruz. Fakat yüksek motivasyon çoğu zaman insana zarar da verebiliyor. Bunu en sık futbol maçlarında görüyoruz. Yüksek motivasyonla sahaya çıkan oyuncuların oyun içerisinde çok kolay kart görebildiğini defalarca şahit olduk. Bu anlamda Acun Ilıcalı, bu projeyi çok istemiş ve yüksek motivasyonla projeyi hayata geçirmeye çalışırken aslında kendine yüklediği motivasyon projenin eksik yanlarını görmesini engellemiş olabilir.

Sonuç olarak…

Son olarak lafı toparlayacak olursam; insanların ücretsiz olarak Youtube’de izlemiş oldukları programları bundan sonra EXXEN’de ücret vererek izleyecek olmaları EXXEN için yayın hayatına başlamadan negatif bir algının oluşmasına sebebiyet verdiğini düşünüyorum.

Hali hazırda böyle bir negatif algı varken, kalitesi tartışılır içerikler, yazılımsal ve tasarımsal eksiklerle yayın hayatına başlamak bana göre tamir edilmesi zor hasarlara sebep olmuştur. Acun Ilıcalı bile olsanız bu hasarları tamir edebilmeniz çok kolay olmayacaktır.

Bu durum ilerleyen dönemde maliyetlerin artmasına sebebiyet verebilir. Eğer içeriklerde kalite yükseltilmezse ve bunu istikrarlı hale getiremezlerse de çok uzun sürmeden yayın hayatı son vermek zorunda kalacaklardır.

EXXEN ile alakalı ilk izlenimlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım. Nihayetinde proje Acun Ilıcalı’nın projesi. Geçmişte bir çok başarılı projeye imza atmış bir isim. Şüphesiz bu projeyi de ayakta tutabilmek için bir çok hamle yapacaktır. Yaptığı bu hamlelerin işe yarayıp yaramayacağını ise zaman gösterecek.

NetFlix’i başarıya götüren şey şüphesiz ki büyük veriydi. Büyük veri hakkında ilgi çekici yazılarımı okumak isterseniz sizlere “Büyük Veri Bizlere Ne Sunuyor?” başlıklı yazımı önerebilirim.

Yazar Hakkında

Melih Güney

A marketing professional who devote to marketing himself. Helping Turkey's leading companies for step into the digital.

3 Yorum Bulunuyor

  • Exxen içeriği seçilirken belli bir ekibin olmadığını düşünüyorum. Fırsatçılık yapılarak kendi çapında ünlü insanların içerikleri para ile alınıp konuldu. Bu içerikler belli bir zamanda oluşturulmuş depo iceriklerdir. Yeni iceriklerle besleme periyodu çok uzun olabilir. Bu yuzden exxen çok zorlanacaktır.

  • Türkiye de içinde bulunduğumuz ekonomik koşulları da göz önüne alırsak tv yayınlarına içeriği için para verebilecek kitle, belli bir gelirin ve eğitimin üzerindedir. ki bu kitle her zaman Acun’un içeriklerine ve şovlarına önyargı ile yaklaşan, uzak duran kitledir. dolayısı ile ölü doğum olduğunu düşünüyorum ben de. Acun’un genel izleyici kitlesi evde bedava eğlence peşinde/zorunluluğunda/ihtiyacında olan kitledir. Herkes ekonomik koşulları kötü de olsa eğlenmek ihtiyacındadır. ve bunun en ucuz yolu tv olduğu için bu kadar vazgeçilmezdir. zevk eksikliğinden değil. yemek meselesi gibi birşey. herkes pasta bulsa kimse kuru ekmek yemezdi. bu bir tercih değil ekonomik zorunluluktur. sonuç olarak Acun izleyicisi sahip olduğuna benzer bir şey için para harcamaz/harcayamaz. Lükstür. Çoğu zaman dile getirilen insanlar bu aynı dizileri bu yarışmaları neden izliyor sorusunun cevabı sadece ekonomidir. para vermek gerekirse daha üst düzey bir kalite arar insanlar. bu elindekiyle yetinmekten başka bir şey değildir.

  • Bence sermayesinin çok küçük bir kısmıyla 5/10 yıl sonrasına yapılmış müthiş bir yatırım.

Yorum Yap