Kişisel

AIESEC Global Home İle Yabancı Öğrencileri Evinizde Ağırlayın

AIESEC Global Home deneyimim

Bu yazıda sizlere yaşadığım AIESEC Global Home deneyimimden bahsetmek istiyorum. Tabii öncelikle bilmeyenler için biraz AIESEC’ten bahsetmekte fayda var. AIESEC, üniversite öğrencilerini veya mezunlarını yurtdışında sosyal sorumluluk projelerine dahil ederek ya da profesyonel staj imkanı sunarak onların kendi potansiyellerini açığa çıkarmasını, yabancı ülkelerde farklı kültürleri tanımasını ve yeni arkadaşlıklar edinmesini sağlayan bir değişim programı.

Faaliyetlerine 1948 yılında başlayan AIESEC, hali hazırda ülkemizde de uzun süredir faaliyette bulunuyor. Bununla birlikte her yıl binlerce gence yurtdışında staj imkanı sunuyor.

AIESEC’in Global Volunteer, Global Entrepreneur ve Global Talent olmak üzere üç farklı programı bulunuyor. Bunlardan ilki olan AIESEC Global Volunteer programında üniversite öğrencisi ya da mezunu gençler gönüllülük esasına dayalı olarak yurt dışında sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyorlar. AIESEC Global Entrepreneur programında ise üniversite öğrencileri veya mezunları yurt dışındaki start-uplarda girişimciliği öğrenebilmeleri adına 6-12 haftalık bir staj tecrübesi yaşıyor. AIESEC Global Talent programında da üniversiteden yeni mezun olmuş gençler yurt dışında profesyonel bir tecrübe yaşamak adına global firmalarda ya da küçük işletmelerde yetkinliklerine uygun olarak bir iş deneyimi yaşıyor.

AIESEC programlarıyla ilgili anlatacaklarım bunlarla sınırlı. Çünkü yaşım gereği AIESEC’in bu programlarına katılamadığım için merak edip araştırmadım. Dolayısıyla bu programlar hakkında da çok fazla bilgi sahibi değilim. Sizler AIESEC’in web sitesinden bu programlar hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Diğer taraftan AIESEC’in bu üç programının dışında bir de dördüncü bir programı bulunuyor ki onun ismi AIESEC Global Home. Peki nedir bu AIESEC Global Home derseniz, bu program diğer programlar gibi sizi yurt dışına göndermiyor. Fakat yurt dışından gelen öğrencileri veya mezunları evinizde misafir etme imkanı sunuyor. İşte bu yazının konusunu da AIESEC Global Home programı oluşturuyor. Sizlere yaz aylarında AIESEC Global Home programı kapsamında yaşadığım deneyimi anlatmak istiyorum.

Neden AIESEC Global Home programına dahil oldum?

Öncelikle sizlere biraz neden AIESEC Global Home programına dâhil olduğumdan bahsetmek istiyorum. Benim önümüzdeki dönem için planlarımın başında yurt dışına taşınmak yer alıyor. Bu nedenle uzun bir süredir araştırmalar yapıyorum. Ülkeleri araştırıyorum, o ülkelerin yaşam koşullarını araştırıyorum, o ülkelerdeki insanların yabancılara olan algısını araştırıyorum ya da mesleki anlamda o ülkelerin sundukları fırsat ve imkânları araştırıyorum.

Bu konuda da oldukça ilerleme kaydettiğimi söyleyebilirim. Fakat her ne kadar benim için fark etmez, ben farklı bir ülkede de yaşayabilirim diyor olsanız da o ülkede yaşamanızın devamlılığı açısından konu her zaman sizin o ülkedeki iş yaşantısına olan adaptasyonunuza bakıyor. Eğer ki kendinize gideceğiniz ülkenin iş hayatında yer bulabiliyorsanız ve devamlılık açısından adaptasyon sağlayabiliyorsanız aslında birçok konuyu da çözmüş oluyorsunuz. Bu açıdan baktığımız vakit benim mesleki olarak gerek bilgim gerekse tecrübem o ülkelerde yaşamam için yeterli seviyede. Fakat iş sadece mesleki olarak bilgili veya tecrübeli olmanıza bakmıyor. Ne kadar bilgili olursanız olun ya da tecrübeli olursanız olun bildiğiniz şeyi veya tecrübenizi karşı tarafa aktarabilmeniz için iletişim kurabilmeniz gerekiyor. Bu anlamda da onlarla iletişim kuracağınız yabancı dil büyük önem taşıyor. Bu bakımdan her ne kadar mesleki anlamda gerek bilgim gerekse tecrübem istenilen seviyede olsa da yabancı dil konusunda istenilen seviyede olmadığımı itiraf etmeliyim.

Bu nedenle uzun bir süredir yabancı dilimi geliştirebilmeye yönelik araştırmalar yapıyorum. Dil kurslarını araştırıyorum, konuşma kulüplerini araştırıyorum, internet üzerinden eğitimleri araştırıyorum, kitapları araştırıyorum, dökümanları araştırıyorum yani anlayacağınız yabancı dilimi geliştirebilmek adına aklınıza gelebilecek her yolu araştırıyorum. Tabii ki hepsinin kendilerine göre bir takım avantajları var fakat bununla birlikte dezavantajları da bulunuyor. Mesela İstanbul’da çok fazla dil kursu olsa da iyi diyebileceğiniz bir dil kursu bulunmuyor. Ya kursta eğitim veren öğretmenler çok fazla değişiyor, ya sizinle yeterince ilgilenmiyorlar,  ya size sundukları materyaller yetersiz ya da çok kalabalık sınıflarda dil öğrenmeye çalışıyorsunuz. Üstüne üstlük memnun kalmadığınızda ücretinizi de geri alamıyorsunuz. Zaten gidenlerin yaptığı yorumlar sizlere o kurs hakkında üç aşağı beş yukarı bir fikir sunuyor. Bu anlamda araştırmalarım sırasında yabancı dil kursları bana çok cazip gelmedi açıkçası.

Diğer taraftan konuşma kulüplerini biraz araştırdım. İstanbul’da birkaç tanesine de denk geldim ama çokta verimli olmadığını gördüm. Çünkü gidip katılıyorsunuz oradaki etkinliğe, 1-2 saat yabancılarla konuşuyorsunuz, fakat orada kalıyor. Devamlılığı olmuyor. Etkinliğe gelenler arasında bir seviye farkı bulunuyor. Onlar sizin seviyenize inemiyor, siz onların seviyesine çıkamıyorsunuz. Kısacası öğrenme süreci çok çok yavaş ilerliyor bu tarz kulüplerde.

İnternet üzerinden dil eğitimlerine ve dökümanlara ise hiç girmek istemiyorum. Çünkü bu tarz eğitimlerin devamlılığının zor olduğunu düşünüyorum. Motive oluyorsunuz, bir ders giriyorsunuz, iki ders giriyorsunuz artık üçüncü dersten sonra salıveriyorsunuz. Ee karşınızda da dersi niye takip etmiyorsun diyen bir kimse yok. Bu anlamda bu tarz eğitimleri tamamlayabilmeniz için çelik gibi bir içsel motivasyona sahip olmanız gerektiğini düşünüyorum ki o da bende yok.

Ee geriye bir tek yurt dışı dil kursları kalıyor. Fakat bunun içinde ne maddi olarak imkanım bulunuyor ne de zamanım bulunuyor. Maddi anlamda zaten yurtdışı dil kursları oldukça pahalı. Üstüne üstlük dövizin Türk lirası karşısında değer kazanmasından sonra hiç altından kalkabileceğim bir konu değil. Diğer taraftan nihayetinde İstanbul’da tek başıma yaşıyorum. Kirada olsa bir evim var. Her gün gidip geldiğim bir işim var. Evi boşaltmak bir dert, boşaltmadan gitmek bir dert. İşten ayrılması başka bir dert. Dolayısıyla yurtdışı dil kursları benim açımdan en olmayacak seçenek gibi görünüyordu.

AIESEC ile ilk tanışmam

İşte tam da bu noktada bir alternatif olarak karşıma AIESEC çıktı. Bir Instagram reklamıyla denk geldim AIESEC’e. Reklam yabancı öğrencileri evinizde konuk edin tarzında bir metin içeriyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse bir an ilgimi çekti. Madem ben yurt dışına gidemiyorum, evime yabancı bir ev arkadaşı alırsam en azından konuşma pratiği yapma fırsatım olur diye düşündüm ve reklama tıkladım. Reklama tıklayınca karşıma direk bir form çıktı. Açıkçası AIESEC hakkında bilgi sahibi olmadığım için ilk etapta formu doldurmak istemedim. Daha doğrusu kişisel bilgilerimi o an paylaşmak istemedim. Fakat hemen araştırmaya başladım. Direk Google’ye girip AIESEC‘in web sitesini buldum. AIESEC hakkında ki bilgileri okudum, yetinmedim Google’de araştırmalar yaptım. Ve en nihayetinde yeterli bilgiye sahip olup, güvenimi kazanınca gidip AIESEC‘in web sitesinden yabancı öğrenci misafir etmek istediğime dair bir form doldurdum.

Formu doldurur doldurmaz aramalarını bekledim fakat ilk etapta arayan soran olmadı. Hatta günlerce, haftalarca arayan olmadı. Hatta bu süre içerisinde ben formu doldurduğumu dahi unuttum. Yanlış hatırlamıyorsam eğer formu doldurmamdan bir ay sonra falan arandım. Bir gün işten gelirken telefonum çaldı ve ben AIESEC’ten arıyorum diye hızlıca konuya girdiler. Tabii açıkçası ben çok hazırlıksız yakalandım o an. Beklemediğim bir telefondu. Arayan AIESEC danışmanı bir öğrencinin konaklayabileceği bir eve ihtiyacı olduğunu söyledi. Eğer kabul edersem 1 hafta boyunca bende kalacaktı. Tabii benim o an için evim uygun değildi, ailem yanıma gelmişti. Bende arayan kişiye şu an için evim uygun değil ama gelecek haftadan itibaren misafir edebilirim diye cevap verdim. Tabii diğer taraftan da çok üzüldüm. Çünkü gelen fırsatı elimin tersiyle itmiş oldum.

Aradan bir hafta geçtikten sonra AIESEC’ten yeniden aradılar. Yeni gelecek bir staj grubu için konak aradıklarını belirtip, uygun olup olmadığımı sordular. Bende uygun olduğumu belirttim. Fakat kafamda sorulacak bir sürü soru vardı ve cevaplarını almak için yanıp tutuşuyordum. Bu yüzden de hızlıca sorularımı sıraladım telefonun diğer ucunda bulunan kişiye.

Danışmana ilk sorduğum soru yabancı öğrenci misafir etmek için size bir para ödeyecek miyim olmuştu. Bunun için bir ödeme yapmama gerek olmadığını belirttiler. Üstüne üstlük staj süresine göre gelen öğrenciden para bile alabileceğimi söylediler. Tabii bunun şartlarını yazının ilerleyen kısımlarında anlatacağım.

Sorduğum diğer soru ise gelecek olan kişinin evime vereceği zararlardan kim sorumlu olacaktı? Bu soruya açıkçası tatmin edici bir cevap alamadım. Çünkü AIESEC, evimde oluşacak bir zararı karşılamayacağını belirtmekle birlikte bu zamana kadar böyle bir şikayet almadıklarını söyledi. Yani biraz havada kalmıştı sorunun cevabı.

Sorduğum başka bir soru ise gelen yabancı öğrencinin İstanbul’da başına bir iş gelirse benim sorumluluğum ne olacaktı? Bu benim için önemli bir konuydu çünkü gelen kişinin kim olduğunu, nasıl bir karaktere sahip olduğunu veya nasıl bir yaşam tarzı olduğunu bilmiyordum. İstanbul, yabancılar için tehlikeli bir yer olabilirdi. Dolayısıyla yok yere başıma bir iş almak istemiyordum. AIESEC bu konuda bir sorumluluğumun bulunmadığını, konak olarak benim sadece yatak sağlamakla yükümlü olduğumu belirttiler.

Tabii en önemli soruyu sona saklamıştım. Gelen öğrenciyle anlaşamazsam ne olacaktı? AIESEC bu konuda oldukça net cevaplar verdi bana. Konak olarak kuralları siz belirliyorsunuz ve gelen yabancı öğrenciler koymuş olduğunuz bu kurallara uymakla yükümlüler. Yani ben konak olarak gelen öğrencinin akşam 8’den sonra dışarı çıkmasını istemiyorsam ve bunu gelmeden önce kendisine söylediysem buna uymakla yükümlü oluyor. Tabii bu ve buna benzer kuralları gelmeden önce öğrenciye belirtmeniz gerekiyor. Oldu ki buna rağmen gelen öğrenciyle anlaşamadınız veya herhangi bir sebepten ötürü öğrenciyi daha fazla misafir edemeyeceksiniz diyelim o zaman da AIESEC’e durumu bildiriyorsunuz ve onlar öğrenci için yeni bir konak bulmaya çalışıyorlar.

İlk AIESEC Global Home deneyimim

Kafamdaki bütün sorulara AIESEC tarafından tatmin edici cevaplar aldıktan sonra artık misafire odaklanmanın zamanı gelmişti. Bu konuda AIESEC‘e sisteme neden dahil olmak istediğimi anlattıktan sonra öğrenci seçip seçemeyeceğimi sordum. Çünkü benim bu sisteme giriş nedenim yabancı dilimi geliştirmekti. Bu anlamda gelen kişinin iyi derecede İngilizce bilmesi benim açımdan büyük önem taşıyordu. Onlar ise projeye dahil olan kişiler arasında seçim yapabileceğimi belirttiler ve o dönem gelecek olan öğrencilerden 5 öğrencinin özgeçmişini benimle paylaştılar.

Gelen öğrencilerden bir tanesi Pakistanlı, iki tanesi Mısırlı, bir tanesi Faslı ve bir tanesi de İngilizdi. Amacım İngilizce öğrenmek olduğu için ilk etapta İngiltere‘den gelen kız öğrenciyi tercih etmek istedim. Fakat İngiltere’den gelen öğrenci Kıbrıs asıllı bir Türk’tü. Ailesi Ankara Anlaşmasıyla İngiltere’ye göç edince o da İngiliz vatandaşı olmuştu. Dolayısıyla Türkçe bildiği için evin içinde İngilizce konuşamayız diye düşündüm ve onu pas geçmek durumunda kaldım. İyi ki de pas geçmişim. Çünkü oldukça sıkıntılı bir karakter olduğunu çok sonraları öğrendim.

Kalan seçenekler arasında Pakistan, Mısır ve Fas‘tan gelen kız öğrenciler bulunuyordu. Pakistan’dan ve Mısır’dan gelen kız öğrencileri kültürel nedenlerle misafir etmek istemedim. Bu kültürel nedenler ne diye soracak olursanız açıkçası verecek bir cevabım yok. Fakat bendeki olumsuz Pakistan ve Mısır algısı bu kararı almamda etkili olmuş olabilir diye düşünüyorum. Geriye bir tek Fas’tan gelen kız öğrenci kalmıştı. İsmi Meryem’di ve dopdolu bir özgeçmişe sahipti. Mekanik mühendisliği öğrencisiydi. Arapça, Fransızca ve İngilizce’yi ana dili gibi konuşabiliyordu. AIESEC danışmanıma Meryem’i misafir edebileceğimi belirttim. Onlarda bu haberi Meryem ile paylaşacaklarını söylediler. Kısa bir süre sonrada Meryem ile bir Whatsapp görüşmesi gerçekleştirdik. Çünkü Meryem’i benim kabul etmem yetmiyor, aynı zamanda Meryem’in de beni kabul etmesi gerekiyordu. Bu anlamda bir karar vermeden önce onun benimle, benim de onunla kurallarımızı paylaşmamız gerekiyordu.

Yaptığımız Whatsapp görüşmesinde ona kalacağı odasını ve sunabileceğim imkanlardan, İstanbul’dan ve evimin bulunduğu lokasyondan bahsettim. Bunun dışında host olarak bir kuralımın olmadığını fakat İstanbul’da gittiği her yeri bilmek istediğimi ve eve döneceği saati her zaman bildirmesi gerektiğini söyledim. Sunduğum kuralları dinledikten sonra bu kurallara bağlı kalacağını belirtti. Onun ise bana ilk sorduğu şey yemek yapmayı bilip bilmediğimdi. Kendisi bu zamana kadar ailesiyle yaşadığı için yemek yapmayı bilmediğini söyledi. Ben ise yemek yapmayı bildiğimi, bu konuda oldukça çok şanslı olduğunu belirttim. Hatta öyle ki kaldığı süre içerisinde Fas’taki annesine yemek tarifi göndermişliğim bile oldu.

Geciken AIESEC Global Home misafirim Meryem ile tanışın

Meryem beni, ben Meryem’i kabul ettikten sonra sıra geldi Meryem’in İstanbul’a gelişine. Açıkçası çok heyecanlıydım. Çünkü ilk kez böyle bir deneyim yaşayacaktım. Bu nedenle bir an önce gelmesini istiyordum. Fakat Meryem’in yaşadığı vize probleminden ötürü İstanbul’a gelişi devamlı ertelendi. Onunla aynı projeye gelen yabancı öğrenciler çoktan İstanbul’a gelmişlerdi fakat iki hafta geçmesine rağmen Meryem’in ne zaman geleceği henüz belli bile değildi. Ben artık iyiden iyiye umutsuzluğa kapılmış, gelemeyeceğini düşünmeye başlamıştım. Çünkü onun dahil olduğu grubun projesinin bitmesine neredeyse iki hafta kalmıştı. Bu nedenle AIESEC ile iletişime geçip yeni bir öğrenci grubunun ne zaman geleceğini sormaya başladım. Onlarda bu konuda ümidi kesmiş olacaklar ki yeni gelecek öğrenci grubundan özgeçmişler paylaşmaya başladılar. Neyse ki buna gerek kalmadı ve müjdeli haber çok kısa bir süre sonra geldi. Meryem, vize problemlerini halletmişti ve gecikmeli de olsa bir kaç gün içinde İstanbul’a gelecekti.

AIESEC Global Home deneyimim

Ben heyecan içinde Meryem’in gelişini beklerken hem beni hem de AIESEC danışmanımı şaşırtan bir haber ulaştı bizlere. Meryem’in ailesi muhafazakar bir aileydi ve kızlarının bir erkeğin yanında kalmasını istemiyorlardı. Meryem, bu durumu uzunca bir süre saklamış fakat uçağının kalkmasına 24 saat kala annesine söylemek zorunda kalmıştı. Annesi de böyle bir durumu kesinlikle kabul etmeyeceğini, eğer başka bir host bulunmazsa Meryem’i göndermeyeceğini belirtmişti. Vizesi alınmış, uçak bileti alınmış, her şey bitti, tamam işte geliyor derken böyle bir haber beni oldukça üzmüştü.

AIESEC Global Home misafirim Meryem

Aslında üzüntüm kendimden ziyade daha çok Meryem içindi. Çünkü onun ilk yurt dışı deneyimi olacaktı ve bu konuda benden daha fazla heyecanlıydı. Dolayısıyla bir şey yapmam gerektiğini düşündüm. Annesiyle iletişime geçtim. Kendisine her türlü garantiyi sundum. Meryem’i koruyacağımı ve sapasağlam geri göndereceğimi belirttim. Gerek ödenmiş olan uçak biletinin etkisiyle gerekse benim vermiş olduğum garantiyle, biraz da kızını üzmemek adına yumuşadı ve babasına söylememek şartıyla Meryem’in gelmesini kabul etti. Babasına “ufacık” bir yalan söyleyerek bu problemin de üstesinden gelmiş olduk.

Sürpriz AIESEC misafirim Polina

Meryem, geldikten sonra ilk amacım kaybettiği zamanı ona kazandırabilmekti. Çünkü yaklaşık üç hafta gecikmeli gelmişti ve sadece 3 hafta daha kalacaktı. Bu nedenle hızlı bir İstanbul turuna giriştik birlikte. Geldiği ilk bir kaç gün içerisinde İstanbul’un altını üstüne getirdik. Gezmediğimiz müze, gitmediğimiz yer kalmadı. Tabii ben hafta içi çalışıyordum, o da sorumlu olduğu projesine gidiyordu. Dolayısıyla bu gezme işi daha çok hafta sonları oluyordu. Fakat dolu dolu bir İstanbul turu yaptığımızı söyleyebilirim.

Meryem ile her şey güllük gülistanlık ilerlerken bir hafta sonra AIESEC danışmanım tekrar aradı ve yeni bir öğrenci isteyip istemeyeceğimi sordu. Ben ilk etapta yok artık daha neler dedim. Çünkü benim evimin iki odası ve bir salonu bulunuyordu. Odanın birinde ben kalıyordum, diğerinde Meryem kalıyordu, ortak kullanım alanı olarak da salonu kullanıyorduk. Fakat AIESEC danışmanım bu konuda oldukça ısrarcı davrandı. Ben hayır dedikçe o bana başka bir şey söylüyordu. En sonunda bende gelen öğrenci zaten kabul etmez düşüncesiyle bir tane salonum var, biz o salonu ortak kullanıyoruz, eğer isterse orada kalabileceğini söyledim. AIESEC danışmanım gelen öğrencilere ev bulmakta zorlandıklarını eğer ev bulunamazsa öğrencilerin 7-8 kişilik yurtlarda kaldığını belirtti. Dolayısıyla böyle bir imkan bile onlar için büyük bir lüks olur deyince benim söyleyebilecek bir sözüm kalmamıştı. Fakat son koz olarak Meryem’i öne sürdüm. nihayetinde şu anda tek başıma yaşamıyorum, bu konuda Meryem’inde fikrini almak isterim deyip konuyu kapattım.

Tabii AIESEC danışmanım peşimi bırakmadı ve ertesi gün beni yine aradı. Meryem ile konu hakkında kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra yeni öğrenciyi almayı kabul ettik. Bu sefer süreç hakkında daha tecrübeliydim. Hemen öğrencilerin özgeçmişlerini istedim. Danışmanım iki öğrencinin özgeçmişini hızlıca yolladı. Her ikisi de Rusya’dan gelen kız öğrencilerdi. Yalnız bir tanesi tesettürlüydü. Bu nedenle gerek ben gerekse o rahat edemez düşüncesiyle tesettürlü öğrenciyi tercih etmedim. AIESEC danışmanıma gelecek misafirim ile ne zaman görüşebilirim dediğimde ise kendisinin şu anda uçakta olduğunu, uçaktan iner inmez bana teslim edeceğini söylemesi benim kısa süreli bir şok yaşamama sebep olmuştu.

Sürpriz AIESEC misafirim Polina

Yeni misafirimin ismi Polina’ydı. Üniversite mezunuydu ve Turizm okumuştu. İngilizcesi Meryem kadar iyi değildi fakat anlaşamayacağımız kadar kötü de değildi. Gezmeyi çok seviyordu. Yaklaşık bir ay kadar benim misafirim olmasına rağmen evde iki hafta ya kaldı ya kalmadı. Bu durum benim çok hoşuma gitmese de ona bir şey diyemedim çünkü en baştan bu konuyu konuşamadık. Ben şartlarımı sunamadığım için ona bu konuda bir şey de diyemedim. Ama onu da en az Meryem kadar çok sevdim. Üçümüz gerçekten iyi dost olduk ve oldukça eğlenceli zamanlar geçirdik.

Birdik iki olduk, ikiydi üç olduk

AIESEC misafirlerim ile düzenimizi kurmuş her şey güllük gülistanlık ilerlerken, Polina bir gün yemek esnasında bir arkadaşının hostunun yurtdışına çıkacağını ve bu nedenle kendisine yeni bir host aradığını belirtti. Tabii ben topu direk AIESEC‘e attım. Çünkü evde zaten üç kişiydik ve bir dördüncü kişi için sadece Polina’nın kaldığı salonda boş bir kanepe vardı. Açıkçası evin o kadar kalabalık olmasını istemiyordum. Fakat AIESEC‘in bu konuda yardımcı olmadığını söyledi ve rica bulundu. Onunla birlikte aynı odada kalabileceğini söyleyince benimde söyleyeceğim pek fazla bahanem kalmadı açıkçası. Dolayısıyla üçüncü AIESEC misafirim Victoria’da bu şekilde ekibe dahil olmuş oldu.

Tabii bu birliktelik çok uzun sürmedi çünkü her üçünün de projesinin bitimine bir hafta kalmıştı. Bir haftanın ardından önce Meryem’i uğurladık. Doğrusunu söylemek gerekirse ona bu kadar alışabileceğimi hiç düşünmemiştim. Meryem giderken gerçekten çok üzüldüm. Sanki 40 yıldır tanıdığım bir insanı uğurlar gibi hüzün çökmüştü üstüme. Bir daha kim bilir ne zaman görüşürüz diye içten içe düşünmedim değil. Nihayetinde başka bir ülkeye gidiyor. Gittiği ülke öyle yakın bir yerde değil. Ha deyince atlayıp gidip gelebilme imkanınız da yok. Belkide bir daha hiç görüşemeyeceğiz. Yani garip bir duyguydu…

Sonrasında Victoria’yı uğurladık ülkesine. Victoria ile çok fazla zaman geçiremedim. Dolayısıyla gidişi Meryem kadar etkilemedi beni. Victoria’nın ardından bir gün sonra da Polina’yı yolcu ettim. Onun gidişi de beni oldukça üzdü. Ona da fazlasıyla alışmıştım. Eninde sonunda eve döndüğümde yine tek başıma kalmıştım, günün sonunda yine yalnız başımaydım.

AIESEC Global Home deneyimim

Bütün bunlara rağmen AIESEC Global Home benim için inanılmaz bir deneyim oldu. Kendi açımdan çok keyifli zamanlar geçirdim. Yabancı dil anlamında inanılmaz pratik yapma imkanı buldum.  Yeni kültürler tanıdım. Yeni insanlar tanıdım. Bununla birlikte çok iyi dostlar edindim. Bu anlamda yeni misafirler alabilmek adına gelecek yazı şimdiden iple çekiyorum diyebilirim.

Şimdi aklınıza şöyle de bir soru gelebilir. AIESEC programı yalnızca yaz aylarında mı oluyor? Hayır, AIESEC programları yılın her döneminde devam ediyor. Benim kış döneminde evim müsait olmadığı için misafir ağırlama imkanım da olmuyor. Bu nedenle yalnızca yaz aylarında AIESEC‘e dahil olabiliyorum. Ama siz şu an bile başvuruda bulunabilirsiniz.

Kısaca AIESEC Global Home nedir?

AIESEC Global Home, AIESEC kapsamında ülkemize gelen yabancı öğrencileri evinizde misafir etmenize imkan sunan bir AIESEC programı. Programa dahil olmak ya da misafir öğrenci ağırlamak tamamıyla ücretsiz. Program kapsamında 1 aylık, 6 aylık veya 12 aylık konak olabiliyorsunuz. Bir aylık konak olduğunuzda gelen öğrenciden konaklama anlamında hiç bir ücret talep edemiyorsunuz. Fakat 6 ay ve üzeri konaklamalarda gelen öğrencilerden kira anlamında ücret talep edebiliyorsunuz. Bununla birlikte kiranın dışında mutfak masrafı anlamında veya fatura anlamında da ücret talep edebiliyorsunuz. Tabii bunu gelmeden önce gelen misafirinize belirtmeniz gerekiyor.

AIESEC kapsamında gelen öğrenciler için önce ev aranıyor. Benim gibi konak olmak isteyenlere istedikleri adaylar yönlendiriliyor. Geriye kalan adaylar yurtlarda barınıyorlar. Dolayısıyla en konforsuz ev dahi çoğu zaman yurtta kaldıkları 8-10 kişilik odalardan daha konforlu olabiliyor. Bu anlamda AIESEC danışmanları bütün adayları olabildiğince evlerde konaklatmaya çalışıyorlar. Tabii bu durum zorlu bir süreç. Çünkü çoğu zaman evinde öğrenci ağırlamak isteyen kişiler benim gibi oldukça seçici davranıyorlar. Peki bu seçimleri neye göre yapabiliyorsunuz. Yaşa göre yapabiliyorsunuz, cinsiyete göre yapabiliyorsunuz, ülkeye göre yapabiliyorsunuz.

Ben öğrenci seçimimi yaparken öncelikli kriterim çok iyi derecede ingilizce bilmesiydi. Çünkü ingilizce öğrenmek istiyordum. Dolayısıyla benim ona konaklama anlamında bir katkım olacaksa onun da bana yabancı dil anlamında katkısının olmasını bekledim.

Sonrasında ise ülke anlamında bize göre daha batıda olan ülkelerdeki adayları tercih ettim. Bu şekilde tercih yapmamın sebebi ise biraz kültüreldi. Tabii burada haritadan ülke seçiyormuşsunuz gibi bir beklentiye de girmeyin. O anlamda çok fazla seçeneğiniz bulunmuyor. Programdan programa değişiklik gösterse de gelen aday sayısı belli. Kimi programlara 5 aday geliyorken kimilerine 30 aday geliyor. Kaldı ki gelen öğrencilerinde büyük bir çoğunluğu bizim ülkemizin doğusundan geliyor. Daha açık bir tabirle medeniyet anlamında bizden daha geride olan ülkelerden geliyor. Hollanda’daki, İsveç’teki ya da ne bileyim İspanya’daki aday Türkiye’yi pek tercih etmiyor. Herkes kendi ülkesinden daha medeni olan bir ülkeye gitmek istiyor. Dolayısıyla bize gelen ülkeler belli. Irak, Mısır, Pakistan, Hindistan, Cezayir, Fas gibi ülkelerden oldukça fazla aday geliyor. Bununla birlikte Rusya’dan da gelen adaylar oluyor. Tabii bunda havanın etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Sıcak hava onlara oldukça çekici geliyor. Fakat onlarda İngilizce konusunda pek başarılı sayılmazlar.

Bunların dışında ne yaş konusunda ne de cinsiyet anlamında bir tercihim olmadı. Bakmayın siz üç misafirimin de kadın olduğuna. İlk misafirim kadın olunca diğerleri de aslında otomatik olarak kadın olmuş oldu. Bu demek değil ki bir kadın ve bir erkeği aynı anda misafir edemem, edebiliyorsunuz. Ama bu şekilde bir tercihte bulunmayı açıkçası ben istemedim.

AIESEC Global Home ve yaşadığım deneyim hakkında benim anlatacaklarım bu kadar. Konu hakkında sorularınız olursa yorum kısmına yazabilirsiniz. Bende elimden geldiği kadar sizlere cevap vermeye çalışacağım.

Yazar Hakkında

Melih Güney

A marketing professional who devote to marketing himself. Helping Turkey's leading companies for step into the digital.

Yorum Yap