Kişisel

Türk Kızılay’ına Kan Verin Hayat Kurtarın!

Kan Verin!

İlk kez geçen sene kan verdim Kızılay’a. Kan haftası etkinlikleriydi sanırım. Bu nedenle bir ekip gelmişti Kızılay’dan kan bağışı için. Her ne kadar kan vermekten çekinsemde bu deneyim bana korkularımın ne kadar yersiz olduğunu gösterdi. O günden sonra kan verme konusunda daha duyarlı bir hale geldim diyebilirim. Kan bağışı konusunda yeterli duyarlılığa sahip olmadığım için kendimce bahaneler üretmişim. Ne de olsa başkaları veriyor diye kendimi avutmuşum. Neyse ki bu yanılgıdan çabuk kurtuldum da her bağış etkinliğinde yer almaya çalışıyorum.

İşte bugünde onlardan biriydi. Kutlu doğum haftası nedeniyle Kızılay’dan bir ekip geldi kan bağışı için. Bende eş dost herkese haber verdim, gidip kan verin diye. Haber verdiğim kişilerin hepsi gidip kan verdiler. Ne kadar mutlu oldum bilemezsiniz.

Hatta zorla götürdüğüm kişiler bile oldu. Yakın arkadaşlarımdan biri doktor, hemşire ve iğne üçlüsünden korktuğu için kan vermeye yanaşmadı. Fakat ben ne yaptım? Kolundan tuttuğum gibi zorla sürüklüye sürüklüye götürdüm. Ama bu seferde yapılan tetkiklerde kilosunun ve boyunun dengesiz olduğu ortaya çıktı. Bir şeyler yiyip tekrar gelmesini söyledi doktor. O yemek yemek için çıktığı sırada ben kanımı verdim. Göz açıp kapayıncaya kadar bitti. Ben bu işten birşey anlamadım bir ünite daha alın benden desemde hemşire kabul etmedi.

Sonra kan verdiğim için bana meyveli soda ve çokokrem verdiler. Sodayı ayak üstü orada içtim. Çokokremi ise sevmediğim için yolda giderken küçük bir çocuğa verdim. Çocuk mutlu oldu. Onun güler yüzünü görünce bende mutlu oldum. Tabii bu arada her önüme gelene gidip kan verin dedim. Verdilerse ne ala. Bir kişi, bir kişidir öyle değil mi?

Akşam üstü ekibin gideceği sıralarda sabah yemeğe giden arkadaşa rastladım. Dedim senmisin kaçan. Kolundan tuttuğum gibi götürdüm. O sırada bir kaç arkadaşı daha gördüm. Benim için herşeyi yapar mısınız diye sordum. Onlar da evet kanımız, canımız feda sana dediler. Öyle mi diyorsunuz o zaman takip edin beni dedim. Ben önde onlar arkamda kan merkezine gittik.

Hepsi bir sedyeye yatıp kan vermeye başladı. Bende o sırada televizyon seyrediyordum. Bir ara arkamda bir patırtı koptu. Arkamı dönmemle ne göreyim. Bizim hemşire-doktor- iğne üçlüsünden korkan arkadaş baygınlık geçiriyor. Hemen gittim yanına. Endişeyle hemşireye sordum, ne kadar kan verdi diye. Neyse ki 1 üniteyi doldurmuş. Dolduramadan bayılsaydı üzülürdüm gerçekten.:)

Sonra tekrardan soda ikram ettiler. Hep beraber sodalarımızı içtik. Hayırlı bir iş yapmanın huzuru vardı içimizde. Bir daha ki kan bağışı etkinliğini iple çekiyorum şimdi.

Türk Kızılay’ına Kan Verin Hayat Kurtarın!

Bunları şimdi size neden anlatıyorum onuda söyliyeyim. Kan vermek gerçekten korkulacak bir şey değil. Her şeyden önce alanında uzmanlaşmış doktor ve hemşirelerin gözetiminde bu işlemi gerçekleştiriyorsunuz. En küçük bir aksi durumda hemen müdahele ediliyor. Ve en önemlisi grip bile olsanız, ufacık bir rahatsızlığınız olsa kan veremiyorsunuz. Sizin hayatınız her şeyden çok daha önemli. Bununla birlikte ülkemizin çok ciddi boyutlarda kan veren dönör ihtiyacı bulunmakta. Kan bankalarımız yeterli seviyede değil. Dünya da ki örneklerle karşılaştırıldığında çok geri durumdayız.

Her hafta stadlarda kanımız, canımız feda diye naralar atan milletimiz kan verme konusuna gelince sus pus oluyor.  Hatta sayıları hiç de azımsanmayacak bir grup insan kan bağışının günah olduğunu bile düşünüyor. İşte böyle bir durumda gerçekten kan bağışına ihtiyacımız var.

Şunuda belirtmek istiyorum sadece kan vermek de yetmiyor. Bunu düzenli hale getirebilmek çok önemli. Düzenli olarak 3 aydan 3 aya veya 6 aydan 6 aya gidip kan vermek ülkemizin sağlığı açısından elzem önem taşıyor. Bu nedenle lütfen Kan Verin!

Yazar Hakkında

Melih Güney

E-ticaret, Dijital Pazarlama, Sosyal Medya, SEO, SEM, Blog Yazarı, Her birşey hatta hiç birşey. #ecommerce #SEO #SEM #DigitalMarketing #SocialMedia

2 Yorum Bulunuyor

Bir Cevap Yazın