Kişisel

Nasıl Bir Olgusun Sen Kader?

Nasıl Bir Olgusun Sen Kader

Geçtiğimiz hafta bir iş görüşmesi nedeniyle Manavgat’taydım. Günü birlik gidip gelmenin zor olacağını düşündüğüm için bir arkadaşımdan bir gece kendisinde kalmak yönünde ricada bulundum. O da sağ olsun beni kırmadı. İyi bir ev sahibi olarak beni misafir etti. İş görüşmem öğlen saatlerindeydi ve de oldukça başarısız bir mülakat gerçekleştirdim. Personel müdürünün, muhasebe müdürüne danışmadan beni mülakata çağırdığını öğrendim. Kendisinin personele ihtiyacı olmadığını öğrenince de ciddi hayal kırıklığına uğradım. Hatta doğruyu söylemek gerekirse yaptığım masrafı düşününce geldiğime pişman oldum desem yeridir.

Görüşmenin sonunda arkadaşım işte olduğu için, eve tek başıma gitmenin doğru olmayacağını düşündüm. Gelmesine bir kaç saat vardı. Bu nedenle de Manavgat’ta biraz oyalanmak istedim. Cadde üzerinde dükkanların camekanlarına bakarken bir ara caddenin karşısında ki meydan da Kızılay’ın Kan Bağışı çadırını gördüm. Tabii çok fazla oralı olmadım, o an tek düşüncem karnımı doyuracak bir yer bulmaktı. Pek fazla ilerlemeden bu amacıma da ulaştım. Sonra caddeyi geri dönerken çadırın önüne tekrar geldim. Bir an kan versem mi diye düşündüm. Hem zaman geçirmiş olurdum hem de uzun süredir kan vermiyordum bu vesile ile kan bağışında bulunmuş olurum diyerek çadıra daldım. 15-20 dakikalık bir işlemin ardından Manavgat’da biraz daha oyalanarak eve geri döndüm. Görüşmenin de başarısız geçmesi nedeniyle de daha fazla Manavgat’da kalmak istemedim ve o gece ilk otobüse binerek geri döndüm.

Peki bunları neden yazıyorum?

Bugün telefonuma Kızılay’dan bir mesaj geldi. Mesajda “Sayın Melih Güney, Türk Kızılay’ına bağışladığınız kan ihtiyaç sahibine iletilmiştir. Bir hayat kurtardığınız için teşekkürler” yazıyordu.

Antalya’da çalışmak istemiyordum yine de internette gördüğüm bir ilana başvurdum. Antalya’da çalışmak istemiyorum diyerek ilana başvurmasaydım o gün kan veremeyecektim.

Tesadüfi bir şekilde mülakat için davet edildim. Tesadüfi bir şekilde diyorum çünkü insan kaynakları uzmanının, muhasebe müdürüne danışmadan beni görüşmeye çağırdığını öğrendim. Bu tesadüf gerçekleşmemiş olsaydı kan veremeyecektim.

Maddi durumum pek iç açıcı değildi. Antalya’ya gidip gelme yükünü kaldıramayabilirdim. Fakat bunu bahane etmedim ve görüşme için Antalya’ya gittim. O gün bunu bahane edip görüşmeye gitmeseydim kan veremeyecektim.

Günü birlik gitmek yerine bir gün önceden gidip arkadaşımda kaldım. Şayet bir gece kalmak yerine günü birlik gitmeye kalksaydım erkenden geri dönmek zorunda kalacaktım. Doğal olarak kanda veremeyecektim.

Görüşmenin sonunda eve gitmedim. Zira eve arkadaşım olmadan gitmenin doğru olmayacağını düşündüm. Onun işten çıkış saatini bekledim. Şayet bu duyarlılığı göstermeyip eve gitseydim Manavgat’ta gezmek zorunda kalmayacaktım. Doğal olarak kanda veremeyecektim.

Yemek yedikten sonra bir internet kafe bulup biraz zaman geçirmek istedim. İlk aklıma gelen gelirken gözüme takılan bir kafe oldu. Bu nedenle geldiğim yolu geri döndüm. İnternet kafede zaman geçirmek istemeseydim, ya da gördüğüm internet kafe yerine bulunduğum bölgede bir kafe arasaydım kan veremeyecektim.

İnternet kafe çadırın bulunduğu caddenin tam karşısındaydı.  Yol boyunca caddenin karşısına geçmedim ve çadırın yanına kadar geldim. Şayet çadıra varmadan caddenin herhangi bir noktasında karşıya geçseydim çadır gözüme takılmanın ötesinde bir anlam ifade etmeyecekti ve kan veremeyecektim.

Bütün bu olasılıklar bir anda gerçekleşti.

O gece otobüse binerken “Şuna bak sadece kan vermek için Manavgat’a geldin, yaptığın masrafa değdi mi?” diye düşünmüştüm. Meğerse daha büyük bir kurgunun parçasıymışım. Nasıl Bir Olgusun Sen Kader?

Yazar Hakkında

Melih Güney

E-ticaret, Dijital Pazarlama, Sosyal Medya, SEO, SEM, Blog Yazarı, Her birşey hatta hiç birşey. #ecommerce #SEO #SEM #DigitalMarketing #SocialMedia

Bir Cevap Yazın