Posted on Mar 28, 2009

Gel gör beni beni >Mim<

Her zaman olduğu gibi bu mimi de canım arkadaşım Öykü fısıldadı. Blog aleminde beni tek düşünen insan olarak rica etti yazmamı. Garip kalmayayım, benimde çorbada tuzum olsun diye ara sıra bu tür mimler yolluyor kendisi. Böyle durumlarda mutlu oluyorum. Yanlız olmadığımı düşünüyorum. Değerli hissediyorum kendimi. Mimimizin konusuna gelince kendimi belli başlı yönlerimle tanıtmamı istedi. Bu sebeple sizlere iç dünyamın kapılarını açacam bu yazıda. İyi ve kötü özellikleriyle bir Melih Güney portresi sunacam sizlere. Sıkı durun, kemerlerinizi bağlayın başlıyoruz. :) Continue Reading

Posted on Mar 27, 2009

Lakap diyo, nedir diyo? >Mim<

Bu mim’i falanca kişi başlatmış, bir diğeri yazmış, Öykü de devam ettirmiş. Konu ömrü hayatınızda sahip olduğunuz lakaplarla ilgili. Açık söylemek gerekirse bu mimi bana kimse paslamadı. Şimdi soruyor olabilirsiniz o zaman neden yazıyorsun diye. Hemen söyliyeyim, bu mime her ne kadar Öykü hedef göstermemiş olsada uyguladığı mahalle baskısı ile mimi yazmama teşvik etti. Piskolojide klasik koşullanma diye birşey varya işte onun gibi birşey. O uyardı bende yazdım. Çok yalvardım. Öykü dedim. Yazmayım dedim. Ama her defasında yazacaksın dedi. Ve en sonunda Kadir İnanır ses tonuyla “yazacaksınnn ulan” diye bağırınca korktum, tamam yazıcam demekten başka bir çarem kalmadı. Şaka bi yana Öykücüm ne iyi ettin de bu mimi bana yolladın. Canım benim :) Continue Reading

Posted on Mar 9, 2009

10 Yıl içerisinde yapmak istediklerim >Mim<

“Düşünen insanın en güzel mutluluğu, anlayabileceğini araştırmak ve akıl erdiremeyeceğini olduğu gibi kabul etmektir” demiş Goethe. Koskoca hayatı kısacık bir cümleye sıkıştırmış büyük düşünür bu sözüyle. İnsan denilen varlık hayatın anlamsız karmaşaları içerisinde düğümlenip kalıyor çoğu zaman ve netice de kah unutarak kah da olduğu gibi kabul ederek hayatına devam ediyor. Bir süre önce Orçun Kılıç arkadaşım “10 yıl içerisinde yapmak istediklerim” başlıklı bir mim paslamıştı. Gerek konunun derinliği açısından gerekse o sıralar yazma yetimin kaybolması yüzünden bu mime karşılık veremedim. Geç de olsa bu mim hakkında bir şeyler yazmak istiyorum şimdi. Yazıma şiddetle okumanızı tavsiye ettiğim ve Loren Seibold’ın büyükler için yazmış olduğu çağdaş bir masalı sizlere paylaşarak başlıyacam. Continue Reading