Mübarek ramazan bayramının tanıdık tanımadık herkese hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Hayırlı Bayramlar.
Posted on Eyl 3, 2010
Posted on Ağu 30, 2010
“Neden hayatında biri yok?” diye soranlara
Hani bazen durakta belli bir otobüsü beklersiniz ya on dakika, onbeş dakika, yirmi dakika beklersiniz geLmez. Bu arada başka aLternatiflerde geçer ama binmezsiniz. Nede oLsa “beklemişsinizdir o kadar” boşa gitsin istemezsiniz. Sormayın artık bana! Herhangi biriyle değil, beklediğime “değecek” olanla devam etmeliyim bu yola! Durakta yaşlanmak olsada işin ucunda.
Can Yücel
Posted on Ağu 30, 2010
Şems-i Tebrizi’nin 40 Kuralı
Birinci Kural: Yaratanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir. Continue Reading
Posted on Ağu 17, 2010
WordPress themes Collection #1
Uzun süredir bilgisayarımda yer alan temaları bakımını yapıp paylaşmaya karar verdim. Kendi upload’ım olup içerisinde 96 adet premium tema bulunmaktadır. Alttaki resimde pakette hangi temaların yer aldığını görebilirsiniz. Continue Reading
Posted on Mar 28, 2009
Gel gör beni beni >Mim<
Her zaman olduğu gibi bu mimi de canım arkadaşım Öykü fısıldadı. Blog aleminde beni tek düşünen insan olarak rica etti yazmamı. Garip kalmayayım, benimde çorbada tuzum olsun diye ara sıra bu tür mimler yolluyor kendisi. Böyle durumlarda mutlu oluyorum. Yanlız olmadığımı düşünüyorum. Değerli hissediyorum kendimi. Mimimizin konusuna gelince kendimi belli başlı yönlerimle tanıtmamı istedi. Bu sebeple sizlere iç dünyamın kapılarını açacam bu yazıda. İyi ve kötü özellikleriyle bir Melih Güney portresi sunacam sizlere. Sıkı durun, kemerlerinizi bağlayın başlıyoruz. :) Continue Reading
Posted on Mar 27, 2009
Lakap diyo, nedir diyo? >Mim<
Bu mim’i falanca kişi başlatmış, bir diğeri yazmış, Öykü de devam ettirmiş. Konu ömrü hayatınızda sahip olduğunuz lakaplarla ilgili. Açık söylemek gerekirse bu mimi bana kimse paslamadı. Şimdi soruyor olabilirsiniz o zaman neden yazıyorsun diye. Hemen söyliyeyim, bu mime her ne kadar Öykü hedef göstermemiş olsada uyguladığı mahalle baskısı ile mimi yazmama teşvik etti. Piskolojide klasik koşullanma diye birşey varya işte onun gibi birşey. O uyardı bende yazdım. Çok yalvardım. Öykü dedim. Yazmayım dedim. Ama her defasında yazacaksın dedi. Ve en sonunda Kadir İnanır ses tonuyla “yazacaksınnn ulan” diye bağırınca korktum, tamam yazıcam demekten başka bir çarem kalmadı. Şaka bi yana Öykücüm ne iyi ettin de bu mimi bana yolladın. Canım benim :) Continue Reading
Posted on Mar 23, 2009
Siz engel olmayın yeter!
31 Mayıs 2009′da yapılacak olan özel okullar sınavına bedensel engelli öğrenciler giremiyecekmiş. Bugün Hürriyet’de gördüm bu haberi. Yazılarını devamlı takip ettiğim Mehmet Yılmaz bahsetmiş yazısında. Yok bu kadar da olmaz abartmış mıdır diye düşündüm hemen araştırdım. Ne yazık ki gerçeklerle yüzleşmem fazla uzun sürmedi. Görünce midem bulandı. Rezillik dedim, üzüldüm. Oysaki çoğu kez rastlamışızdır bu tür absürd haberlere. Ama bu içlerinde bugüne kadar gördüğüm en rezil olanıydı doğrusu. Continue Reading
Posted on Mar 9, 2009
10 Yıl içerisinde yapmak istediklerim >Mim<
“Düşünen insanın en güzel mutluluğu, anlayabileceğini araştırmak ve akıl erdiremeyeceğini olduğu gibi kabul etmektir” demiş Goethe. Koskoca hayatı kısacık bir cümleye sıkıştırmış büyük düşünür bu sözüyle. İnsan denilen varlık hayatın anlamsız karmaşaları içerisinde düğümlenip kalıyor çoğu zaman ve netice de kah unutarak kah da olduğu gibi kabul ederek hayatına devam ediyor. Bir süre önce Orçun Kılıç arkadaşım “10 yıl içerisinde yapmak istediklerim” başlıklı bir mim paslamıştı. Gerek konunun derinliği açısından gerekse o sıralar yazma yetimin kaybolması yüzünden bu mime karşılık veremedim. Geç de olsa bu mim hakkında bir şeyler yazmak istiyorum şimdi. Yazıma şiddetle okumanızı tavsiye ettiğim ve Loren Seibold’ın büyükler için yazmış olduğu çağdaş bir masalı sizlere paylaşarak başlıyacam. Continue Reading
Posted on Mar 6, 2009
Umut hep vardır
Tanrının, insana bir lütfu ölümlü olmak ise diğeri umut etmek olmalı. Zira sonsuza kadar acılarla dolu bir yaşam çekmektense kısa bir hayatta bu acıların dineceğini umut etmek en büyük zenginlik olsa gerek. Üç büyük dinde umudun önemli bir yeri olduğu gibi yunan mitolojisinde Elpes, Roma mitolojisinde de Spes’tir umudun tanrıçası. Aynı zamanda Spes son tanrıça’dır ki bu insana kalan son şansın olduğuna bir gönderme olabilir. Hatta Pandora kutusunu açtığında kutunun içinde bir tek umut kalmıştır. Bütün kötülükler dünya üzerine yayılırken bir süre sonra bu yaraları sarmak için Pandora kullanacaktır bu umudu. Continue Reading
Posted on Şub 28, 2009
Mutluluğa giden yol
George Simenon, psikolojik polisiyenin babası kabul edilir. Okurlarına suçlunun takibinden çok suçun nedenlerini anlatır. Kitaplarının konusu, çoğunlukla insanı pençesine alan duygular üzerinde şekillenir: şehvet, kıskançlık, intikam, tutku ve takıntılar. Aslında anlatmak istediğim George Simenon’un yazarlık vasfı değil. Zaten hiç bir kitabını da okumadım. Hatta bir söyleşide 10 bin kadınla birlikte oldum demeside beni ilgilendirmiyor. Fakat kendisi eserlerinin büyük çoğunluğunu Eyfel kulesinde bir lokantada yazmış. Bir gün gazetecinin biri bu kuleyi bu kadar çok mu seviyorsunuz diye sorduğunda gazeteciye; Hayır, tersine sevmiyorum. Bu lanet kulenin bu kentte görünmediği tek yer burası diye cevap vermiş. Öykü’nün benden mutluluk üzerine birşeyler yazmamı istemesi üzerine başlangıç noktamın bu anektod olabileceğini düşünmüştüm. Çünkü mutluluk, içinde bulunulduğunda farkında olunmayan birşey. Bir şeyin tam içinde iseniz görmeniz de, fark etmeniz de zordur. Tıpkı japonların kadınlar üzerine söylemiş oldukları söz gibi. Kadınlar manzarası güzel dağlara benzer. Onları ancak uzaktan seyredip zevk alabilirsiniz.:) Continue Reading