Malum 14 şubat yaklaşıyor. Birçok blogda bununla ilgili yazılar çıkmaya başladı. Kimileri sevginin, aşkın kutsallığından bahsediyor kimileri de böyle bir günün gereksizliğinden. Benim nerem eksik deyip bende yazmaya karar verdim. Ama hevesim kursağımda kaldı. Acı bir gerçekle karşılaştım. Yanlış hatırlamıyorsam bugüne kadar ki bütün 14 şubatlara sevgilisiz iştirak ettim. Sevgililer günü resepsiyonunu düzenliyen zat-ı muhterem bana hep eşsiz davetiye gönderdi.
İçimi bir hüzün kapladı birden. Ne yapsam ki. Bir sevgili mi bulsam acaba. 14 Şubat’a da pek bir şey kalmadı hani. Bulamam sanırım. Yok yok en iyisi birinden rica edeyim. İki – üç günlük sevgilim oluversin. Hem ben ona süpriz yapıp hediye de alırım. İsterse 15 Şubat’ta da ayrılıverir. İkimizde aşk acısı çekmemiş oluruz. Kim kabul eder ki bunu? Kimse kabul etmez. Zaten saçma bir düşünceydi.
Geriye kalan 364 günde olduğu gibi 14 şubat’ı da yalnız geçircem. Makus talihim :(
Boş iş bu 14 şubat falan filan.
sevgiline 14 şubat boş iş de bakayım ne yapıyor seni :))
Orası ayrı tabi :) ama gerçekten çok gereksiz bir gün :)